Geleneksel yaşam kültürümüzün önemli bir öğesi olan yaylalarımız da;
Hava daha saf, kuru, hafif, hemen hemen tamamen mikropsuz ve oksijence fakir olduğundan muntazam olarak derin teneffüs etmemizi sağlar, bu da akciğer ve kalbimize idman yaptırırken daha fazla miktarda kırmızı kan oluşmasına da sebep olur.
Yaylalar da; güneş ışınlarının tesiri ve güneşli günlerin sayısı fazla olup ısı ve hava değişikliği sıhhi yönden dayanıklılığı artırıp sinir sistemini dinlendirir. Çam ve çiçek kokuları ile yoğrulmuş tertemiz havası ile; şehir yaşantısının oluşturduğu stresin vazgeçilmez panzehiridir. Günümüzde pek çok yaylanın turizm amaçlı tatil köyü niteliğini aldığı görülmektedir, bu da yaylacılığın değişen ve gelişen bir başka boyutudur.